24 Temmuz 2007 Salı

Kırıkhan'ın Son Ermenisi

Kaynak: Radikal II
Yer: Türkiye
Tarih: 23.7.2007

Alevi ve Sünni vatandaşlar, günlerce kilise binası yıkılacak diye korkulu günler yaşamışlar. Evsiz kalmak korkusuyla

YAŞAR BATMAN (E-mektup Arşivi)

Sultan Hanım, 100 bin nüfuslu Kırıkhan da yaşayan son Ermeni. (Türkçe isim verilmek zorunda kalınan Ermeni vatandaşlarımızdan bir tanesi de, kendisi.) Kırıkhanlı Ermeniler l. Dünya Savaşı ndan sonra yavaş yavaş Türkiye yi terk etmişler. Geride kalan birkaç aile de İskenderun ve İstanbul a taşınınca, geride bir tek Sultan Hanım kalmış. "Diğerlerine ne oldu? Nereye gittiler?" diye soruyorum. "Çoğu Suriye, Fransa, Kanada çok azı da Avustralya ya gitti" diyerek yanıt veriyor. Konuşması yavaş, kısık, kavruk ve acı yüklü ama onurlu. Sultan Hanım kendinden emin. Gözleri uzaklara dalsa da, bakışları dingin ve duru. Hemen bir sıcaklık hissediyorum kendisine.

İlçenin yaşayan son Ermenisi olmasına rağmen, yaşadığı kentle yabancılaşma sürecine girmemiş, ötekileşmemiş henüz. Mağrur duruşu bundan kaynaklanıyor şüphesiz. Kırıkhan vatanım "Babam şehrin tek kuyumcusuydu. Oturduğum bu evi kendi elleriyle yaptı. Öldüğünde kendisini bizim köye gömdük". (Samandağ ilçesindeki Türkiye nin tek Ermeni köyü olan Vakıflı köyünü kast ediyor.) "Tabii ki Kırıkhan da da Ermeni mezarlığı vardı. Ölülerimizi önceleri bu mezarlığa gömerdik. Birinci Dünya Savaşı nın hemen sonrası mezarlığımız mera ve tarla olarak kullanılmaya başlandı. Yakınlarımızın mezarları kaybolur oldu. Çözümü nüfusunun yüzde 100 ü Ermeni olan Vakıflı köyünün mezarlığını kullanmakta bulduk. 1950-60 yıllarında yurtdışına göç eden Ermeniler, 4-5 yılda bir Kırıkhan a yakınlarının mezarlarını ziyarete gelirlerdi, mezarlıklar mera olunca son 20-25 yıldır gelmez oldular. Önce mezarlıklarımız yok edildi". Sessizce dinliyorum. "80 yaşındayım. Kırıkhan da benim tarihim. Hayatımın tamamı Kırıkhan geçti. Çocukluk anılarım, ilk gençlik aşkım, sonra kilisede yapılan nikahım, akrabalarım, yaşadığım tüm hayal kırıklıkları, büyük sevinçler her şey her şey burada yaşandı. Burada doğdum, burada öleceğim. Kırıkhan benim vatanım". Ama tüm Ermeniler Kırıkhan ı terk ettiler, bir sen kaldın geride, yalnızlık duymuyor musun, diyorum. "Kocamı çok erken kaybettim. Hiç çocuğum olmadı. Kocamın öldüğü günden beri hiçbir zaman evde tek başıma yatmadım. Mahallemizde Müslüman birçok komşu sırayla benim evimde uyur. Beni geceleri yalnız bırakmazlar. Hiçbir zaman sabahları tek başıma kahvaltı yapmadım. Her sabah mutlaka bir komşum beni kahvaltıya çağırır. Bazen aynı sabah birkaç komşum art arda telefon eder. Sadece birine giderim kahvaltıya, diğerleri bana sitem eder. Ben de ilk kim telefon ederse onun evine kahvaltıya gidiyorum diyorum". Bizi dinleyen bir komşusu söze giriyor, "Bütün mahalleli Sultan Hanımı, Sultan Anne diyerek çağırır. O hepimizin Sultan Annesidir" diyor ve devam ediyor, "Eşi sebze halinde çalışırdı. Her akşam mahalledeki fakir aileler için mutlaka yemeklik sebze ve meyve getirirdi". Tam bu sırada Sultan Hanımın evlilik yüzüğünü hâlâ elinde taşıdığını fark ediyorum. "Kırıkhan daki Ermeni Ortodoks Kilisesi nde düğünümüz oldu. O gün bugündür yüzük parmağımda durur. Hayatımın en mutlu günü bu kilisede yapılan düğün günümdü (eliyle düğünün yapıldığı kiliseyi gösteriyor). Vakıflar Genel Müdürlüğü bu kiliseyi 2003 yılında kamulaştırdı. Kilise binasını yıkıp yerine bir lise yapmayı planlıyorlardı. Bütün akrabalarım, arkadaşlarım Kırıkhan ı terk etmişken şimdi de anılarım beni terk ediyordu. Kilisenin yıkılması geçmişin yok edilmesi olacaktı. Hataylı Ermeni vatandaşlar biraraya gelip Kırıkhan Ermeni Ortodoks Kilisesi Vakfını yeniden yapılandırdık. Ardından bu kamulaştırmanın ibadet özgürlüğünü engellediği gerekçesi ile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nde dava açtık. Dava bizim lehimize sonuçlandı. Kamulaştırma kalktı. Hayatımın en güzel olayının yaşandığı binanın yıkılmasını önledik". Bir masal dinliyor gibiydim, sonu gelsin istemiyordum. Kilisenin avlusundaki evlerde yaşayan Alevi ve Sünni vatandaşlar günlerce kilise binası yıkılacak diye korkulu günler yaşamışlar. Kilise kamulaştırılırsa yaşadıkları evleri terk etmek zorunda kalacaklarmış. Neredeyse 50-60 yıldır hiç kira ödemeden bu kilisenin avlusundaki evlerde kalmışlar. Kamulaştırma davası Ermeni Vakfının lehine sonuçlanınca bu Müslüman aileler ellerini gökyüzüne açıp "Allahım sen bizi sokakta yaşamak zorunda bırakmadığın için sana şükürler olsun" diyerek dua etmişler. Sultan Hanımın kilisenin kamulaştırılmasını önleme çabaları, bu Müslüman (Alevi ve Sünni) ailelerin kilise avlusundaki evlerinden ayrılmalarını önlemiş. "Yalnız Bittor ların evlerini ve o sokaktaki diğer Ermeni evlerinin yıkılmasını önleyemedik. Bu evler birkaç ay önce yıkıldı". Gözlerinin yaşardığını fark ediyorum. Bittor kim? "Çocukluk arkadaşım. Beraber büyüdük. Yıkılan o sokakta geçti tüm çocukluğumuz ve genç kızlığımız. O evlerin bahçelerinde oyunlar oynardık. Evlerin bahçelerindeki meyve ağaçlarını bile kesmişler" diyor. Bir başka komşusu "Ermeni komşularımız evlerini terk ettikleri o son günde bile, bu ağaçlara su vermişlerdi. Meyvelerini yıllardır toplardık" diye de ekliyor. "Bu Ermeni sokağın yapılmasında Halep ten Ermeni ve Süryani mimarlar gelmiş. Bu mimarlar çoktan öldüğü için, bu binaların bir benzerinin tekrar yapılması olanaksızmış. Sanat eserleri sadece bir kez yaratılırlarmış". Uzun bir sessizlik yaşıyoruz... "AKP kentsel dönüşüm adı altında tüm Hıristiyan yapıları bir bir yok ediyor. En son İstanbul Balat ta da buna benzer olaylar yaşandı. Kentsel dönüşüm bahanesi ile Türkiye deki Hıristiyanlıkla ilgili bütün yapılar yok edilirse şaşmamak gerek". Tekrar sessizlik... Yağmalanan çocukluk Peki bu sokakta yıkılan evlerin arsası ne olacak? Ermeni sahipleri nerede? Sultan Hanım konuşmuyor. Çocukluğu yağmalanıyor. Çaresiz. Komşusu "Yıkılan evlerin arsaları Merkez Caminin avlusuna eklenecek. Caminin avlusunun büyütülmesi böylece mümkün olacakmış" diyor. Kırıkhan entelektüel Ermeni hemşerilerinden sonra bu sefer de, Ermeni mimarisinin başyapıtları olan taş Ermeni yapılarını kaybediyor, sessizce ve benliği kanayarak. Sultan Hanımın diğer Ermeniler gibi Kırıkhan dan çekip gitmeyeceği kesin. Kırıkhan la özdeşleşmiş o. Sultan Hanım daha kaç yıl yaşar bilmiyorum. Ama eğer Kırıkhan son Ermeni hemşerisini de kaybederse o zaman durum vahim. Kırıkhan ın öksüz kalacağı gibi, diğer Ermeni yapılar da öksüz kalacak; sahipsiz, çaresiz ve yalnız.

YAŞAR BATMAN: Galatasaray Üni.

Patriklere ve İshak Alaton'a suikast iddiası

Ümraniye'de ele geçirilen el bombalarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Kuva-i Milliye Derneği Başkani Bekir Öztürk'ün bilgisayarında Fener Rum Patriği Bartholomeos, Ermeni Patriği Mutafyan ve işadami İshak Alaton'a suikast gerçekleştirileceğine dair belge bulundu.
Bu nedenle Bartholomeos, Mutafyan ve Alaton'un korunmasi icin guvenlik onlemleri artırıldı. "Teror örgütü üyesi olmak" ve "askeriyeye itiatsizliğe tahrik!' suçlarından tutuklanan Kuva-i Milliye Derneği Başkani Bekir Oztürk'ün evinde bulunan bilgisayarda yapilan inceleme sonucu ele geçen belgede, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Ermeni Patriği Mutafyan ve işadami Ishak Alaton'a suikast gercektesecegine iliskin birtakim ifadelerin yer aldigi öğrenildi.
SAVCILIK KORUMA TALEP ETTl
Ümraniye sanıklarıdan Kuva-i Milliye Derneği Başkani Bekir Öztürk'ün bilgisayarında Fener Rum Patrigi Bartholomeos, Ermeni Patrigi Mutafyan ve isadami Ishak Alaton'a suikast gerçekleştirileceğine dair beige bulundu. Savcılığın, MIT, JiT ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne Bartholomeos ve Mutafyan'in suikasta karşı korunması için güvenlik önlemlerinin artınlması, Alaton'a koruma tahsis edilmesini içeren bir yazi gönderdiği belirtildi. Söz konusu yazıda yer alan, "1. Şok Suikast: Fener Patriği Bartholomeos bir suikast sonucu öldürülüyor. 2. Şok Suikast: Ermeni Patriği Mutafyan öldürülüyor. 3. Şok Suikast: Ishak Alaton öldürülüyor" sözlerinden dolayı adi geçen 3 ismin korunmasi icin güvenlik önlemlerinin artırılmasının talep edildigi ifade edildi. Kuva-i Milliye Dernegi'nin Başkanı Bekir Öztürk'un evinden insanın kanını donduran suikast planlan çıktı. Öztüurk'ün bilgisayarından akan planlara gore Bartholomeos Mutafyan ve Ishak Alaton kanlı suikastlara kurban gidecekti.

Kaynak:Akşam

28 Haziran 2007 Perşembe

Tuğgeneral Karaduman’ın 9 Nisan’da Samsun Havza’da, şehit Jandarma Uzman Çavuş Kaşif Aslan’ın cenazesinde yaptığı konuşmada geçen ‘hain’ sözünün, Hrant Dink için söylendiği iddia ediliyor. Tuğgeneral Karaduman'ın konuşmasında, “Bugün ABD Senatosu, Fransız Meclisi, İngiliz Lordlar Kamarası, Brüksel AB Parlamentosu, Ermenistan seni katledenleri kınamadı. Olmadı, olmasın. Onlar ancak hainler öldüğü zaman kınar, seslerini yükseltirler. Kutsal kanlarıyla sulayarak, yaşadığımız coğrafyayı vatan yapan ve bize emanet eden ölümsüz kahramanlar; ben buradan sizin adınıza tüm hainleri ve destekleyicilerini kınıyorum” demişti.

Dink’in ailesi Tuğgeneral Karaduman’ın iki şehit cenazesindeki konuşmalarında kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesiyle mahkemeye başvuruyor.

ŞİİRİNDE DİNK'E ATIF VARDI
Tuğgeneral Karaduman, 19 Haziran günü Gümüşhane’de şehit olan jandarma komando er Bahri Aslan için düzenlenen törende yaptığı konuşmada da “18 Ocak’ta Diyarbakır Lice’de şehit olan Astsubay Kıdemli Çavuş Kadir Aydın için yazılmış bir şiiri okumadan geçemeyeceğim” diyerek, yine Hrant Dink’in ölümüne atıfta bulunulan şiiri okudu.

“Ey koca dünya, ben de öldüm
Belli ki hiçbirinizin haberi yok
Hem de Dink’ten sadece bir gün önce
Ama sen ne duydun, ne gördün, ne umursadın
Ölümümden hemen sonra kameralar gelmedi oraya
Halk da toplanmadı, ellerinde karanfil ve mumlarla
Hiçbir devlet büyüğü ve Amerika da kınamadı ölümümü
Ve yazmadılar adımı mezar taşımdan başka hiçbir yere
Halbuki, benim adım öz ve öz Türkçe’ydi; Kadir Aydın
Okunması, söylenmesi ve yazılması onunkinden daha kolaydı
Ama anmadı beni babamdan gayri kimse, onu andıkları gibi
Ve yazılmadı başka hiçbir yere adım, anamın yüreğinden başka
Ben gencecik bir fidandım, daha hiç tomurcuk vermemiş
Ve soldurdular beni Lice’de, hayatımın baharında
Beni de vurdular, ben de öldüm, bilmem duydunuz mu ama,
Bulamadılar beni vuranları 32 saatte, belki de hiç aramadılar.
Ben kendi vatanımda, vatanımı vatansızlardan korumak için öldüm
Ben Türk’üm, adım Türkçe, ama öğrenemedi adımı hiç kimse
Bir kez bile manşet de olmadım ya, o gül yüzümle gazetelere
İşte ey koca dünya, ben asıl o gün öldüm”

13 Haziran 2007 Çarşamba


Vartan ve Aram Kalaycıyan'ın sevgili kardeşi Masis Kalaycıyan'ın 17 Haziran Pazar günü yapılacak gınunkunun (vaftizinin) ardından, Hıristiyanlığa ilk adımını atan Masis için bir kutlama yapılacaktır.


Saat 19:00'da başlayacak olan kutlama Aram ve Vartan'ın Moda'daki evinde yapılacaktır.Tüm dostlara duyrulur.


12 Haziran 2007 Salı

Akdamar'dan sonra sıra Ani harabelerinde

Kaynak: Radikal
Yer: Türkiye
Tarih: 11.6.2007

RADİKAL - ANKARA - Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Van'daki Akdamar Kilisesi'nin ardından Ani Antik Kenti'nde de restorasyon çalışması yapılacağını açıkladı. Bu ayın ortalarında Ani'de bir kilise ve bir caminin restorasyon çalışmalarına başlanacak. Koç'un verdigi bilgiye göre bu yıl kazı ve yüzey çalışmalarına Bakanlık'tan 10 milyon YTL ödenek aktarılacak. yılın ilk beş ayında Türkiye'ye gelen turist sayısının 6 milyon 410 bine ulaştığını belirten Koç, "Turist sayısı 2006'nın aynı dönemine göre yüzde 16-17 arttı. Maalesef 2006'da yüzde 6'lık bir eksiğimiz vardı. Onun için 2006'yı geçmek önemli değil, 2005'i geçmek önemli. Bizim pik yaptığımız nokta 2005" diye konuştu.

11 Haziran 2007 Pazartesi

TÜRK - ERMENİ DOSTLUK YEMEĞİ

Kaynak: Sabah (10 Haziran Pazar)

Fransa'da faaliyet gösteren Türkiyeli Yurttaşlar Dernekleri Birliği (RACORT) ve Ermeni Diaspora Araştırmalar Merkezi (CRDE), "Türk-Ermeni Dostluk Yemeği'' düzenledi. Paris'teki Türk ve Ermenilerin katıldığı dostluk yemeğinde, Ermeni "Papier d'Armenie'' ve Türk "Trio d'Anatolie'' müzik grupları konser verdi. İki grup daha sonra birlikte sahne alarak, Türk ve Ermeni türkülerini birlikte çalıp, söyleyerek davetlilere güzel bir gece yaşattı. Gece, birlikte çekilen halayla sona erdi. Dostluk yemeğinin düzenleyicilerinden RACORT temsilcisi Ümit Metin, "iki grubun daha önce ilk defa gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesini protesto etmek için Paris'te düzenlenen gösteriye birlikte katıldığını" ifade ederek, "amaçlarının, Türk ve Ermeni halkları arasında barış ve uzlaşı arayışlarına katkıda bulunmak olduğunu" söyledi. Ümit Metin, iki derneğin önümüzdeki dönemde de benzer faaliyetleri düzenli olarak yapmak konusunda kararlı olduğunu belirtti.

8 Haziran 2007 Cuma

DUYURULAR

Kaynak: Agos (1 Haziran 2007)

ORTAKÖY MERYEM ANA (SURP ASTVADZADZİN) KİLİSESİ VAKFI YÖNETİM KURULU

20.05.2007 tarihinde yapılan Vakıf Yönetim Kurulu seçimleri neticesinde yapılan toplantı sonucunda görev dağılımı aşağıdaki gibi belirlenmiştir.

Başkan - İskender Şahingöz
2.Başkan - Arsen Erol
Sekreter - Adis Değirmencioğlu
Muhasip - Harutyun Kuyumciyan
Veznedar - Haçik Gökçeoğlu
Üye - Serkis Kirkoryan
Üye - Melkon Sahakoğlu
Üye - Aret Koryan

***

KINALIADA SURP KRİKOR LUSAVORİÇ KİLİSESİ VE MEZARLIĞI VAKFI YÖNETİM KURULU

24 Mayıs 2007 tarihine yeni seçilen yönetim kurulumuz yaptığı ilk toplantıda görev dağılımını şu şekilde belirlemiştir:

Başkan - Levon T. Şadyan
2.Başkan - Hampo Küçükyan
Sekreter - Vartuhi Mısırlıyan
Veznedar - Aret Çizmeciyan
Üyeler - Aren Batar
Hermine Dervoğormaciyan
Kevork Çenber
Manuk Saraydar
Tamar Nergis

***

Vefatlar:

Bayan Eliz Çadırcıoğlu
Bayan Ağavni Madoyan