28 Haziran 2007 Perşembe

Tuğgeneral Karaduman’ın 9 Nisan’da Samsun Havza’da, şehit Jandarma Uzman Çavuş Kaşif Aslan’ın cenazesinde yaptığı konuşmada geçen ‘hain’ sözünün, Hrant Dink için söylendiği iddia ediliyor. Tuğgeneral Karaduman'ın konuşmasında, “Bugün ABD Senatosu, Fransız Meclisi, İngiliz Lordlar Kamarası, Brüksel AB Parlamentosu, Ermenistan seni katledenleri kınamadı. Olmadı, olmasın. Onlar ancak hainler öldüğü zaman kınar, seslerini yükseltirler. Kutsal kanlarıyla sulayarak, yaşadığımız coğrafyayı vatan yapan ve bize emanet eden ölümsüz kahramanlar; ben buradan sizin adınıza tüm hainleri ve destekleyicilerini kınıyorum” demişti.

Dink’in ailesi Tuğgeneral Karaduman’ın iki şehit cenazesindeki konuşmalarında kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesiyle mahkemeye başvuruyor.

ŞİİRİNDE DİNK'E ATIF VARDI
Tuğgeneral Karaduman, 19 Haziran günü Gümüşhane’de şehit olan jandarma komando er Bahri Aslan için düzenlenen törende yaptığı konuşmada da “18 Ocak’ta Diyarbakır Lice’de şehit olan Astsubay Kıdemli Çavuş Kadir Aydın için yazılmış bir şiiri okumadan geçemeyeceğim” diyerek, yine Hrant Dink’in ölümüne atıfta bulunulan şiiri okudu.

“Ey koca dünya, ben de öldüm
Belli ki hiçbirinizin haberi yok
Hem de Dink’ten sadece bir gün önce
Ama sen ne duydun, ne gördün, ne umursadın
Ölümümden hemen sonra kameralar gelmedi oraya
Halk da toplanmadı, ellerinde karanfil ve mumlarla
Hiçbir devlet büyüğü ve Amerika da kınamadı ölümümü
Ve yazmadılar adımı mezar taşımdan başka hiçbir yere
Halbuki, benim adım öz ve öz Türkçe’ydi; Kadir Aydın
Okunması, söylenmesi ve yazılması onunkinden daha kolaydı
Ama anmadı beni babamdan gayri kimse, onu andıkları gibi
Ve yazılmadı başka hiçbir yere adım, anamın yüreğinden başka
Ben gencecik bir fidandım, daha hiç tomurcuk vermemiş
Ve soldurdular beni Lice’de, hayatımın baharında
Beni de vurdular, ben de öldüm, bilmem duydunuz mu ama,
Bulamadılar beni vuranları 32 saatte, belki de hiç aramadılar.
Ben kendi vatanımda, vatanımı vatansızlardan korumak için öldüm
Ben Türk’üm, adım Türkçe, ama öğrenemedi adımı hiç kimse
Bir kez bile manşet de olmadım ya, o gül yüzümle gazetelere
İşte ey koca dünya, ben asıl o gün öldüm”

13 Haziran 2007 Çarşamba


Vartan ve Aram Kalaycıyan'ın sevgili kardeşi Masis Kalaycıyan'ın 17 Haziran Pazar günü yapılacak gınunkunun (vaftizinin) ardından, Hıristiyanlığa ilk adımını atan Masis için bir kutlama yapılacaktır.


Saat 19:00'da başlayacak olan kutlama Aram ve Vartan'ın Moda'daki evinde yapılacaktır.Tüm dostlara duyrulur.


12 Haziran 2007 Salı

Akdamar'dan sonra sıra Ani harabelerinde

Kaynak: Radikal
Yer: Türkiye
Tarih: 11.6.2007

RADİKAL - ANKARA - Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Van'daki Akdamar Kilisesi'nin ardından Ani Antik Kenti'nde de restorasyon çalışması yapılacağını açıkladı. Bu ayın ortalarında Ani'de bir kilise ve bir caminin restorasyon çalışmalarına başlanacak. Koç'un verdigi bilgiye göre bu yıl kazı ve yüzey çalışmalarına Bakanlık'tan 10 milyon YTL ödenek aktarılacak. yılın ilk beş ayında Türkiye'ye gelen turist sayısının 6 milyon 410 bine ulaştığını belirten Koç, "Turist sayısı 2006'nın aynı dönemine göre yüzde 16-17 arttı. Maalesef 2006'da yüzde 6'lık bir eksiğimiz vardı. Onun için 2006'yı geçmek önemli değil, 2005'i geçmek önemli. Bizim pik yaptığımız nokta 2005" diye konuştu.

11 Haziran 2007 Pazartesi

TÜRK - ERMENİ DOSTLUK YEMEĞİ

Kaynak: Sabah (10 Haziran Pazar)

Fransa'da faaliyet gösteren Türkiyeli Yurttaşlar Dernekleri Birliği (RACORT) ve Ermeni Diaspora Araştırmalar Merkezi (CRDE), "Türk-Ermeni Dostluk Yemeği'' düzenledi. Paris'teki Türk ve Ermenilerin katıldığı dostluk yemeğinde, Ermeni "Papier d'Armenie'' ve Türk "Trio d'Anatolie'' müzik grupları konser verdi. İki grup daha sonra birlikte sahne alarak, Türk ve Ermeni türkülerini birlikte çalıp, söyleyerek davetlilere güzel bir gece yaşattı. Gece, birlikte çekilen halayla sona erdi. Dostluk yemeğinin düzenleyicilerinden RACORT temsilcisi Ümit Metin, "iki grubun daha önce ilk defa gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesini protesto etmek için Paris'te düzenlenen gösteriye birlikte katıldığını" ifade ederek, "amaçlarının, Türk ve Ermeni halkları arasında barış ve uzlaşı arayışlarına katkıda bulunmak olduğunu" söyledi. Ümit Metin, iki derneğin önümüzdeki dönemde de benzer faaliyetleri düzenli olarak yapmak konusunda kararlı olduğunu belirtti.

8 Haziran 2007 Cuma

DUYURULAR

Kaynak: Agos (1 Haziran 2007)

ORTAKÖY MERYEM ANA (SURP ASTVADZADZİN) KİLİSESİ VAKFI YÖNETİM KURULU

20.05.2007 tarihinde yapılan Vakıf Yönetim Kurulu seçimleri neticesinde yapılan toplantı sonucunda görev dağılımı aşağıdaki gibi belirlenmiştir.

Başkan - İskender Şahingöz
2.Başkan - Arsen Erol
Sekreter - Adis Değirmencioğlu
Muhasip - Harutyun Kuyumciyan
Veznedar - Haçik Gökçeoğlu
Üye - Serkis Kirkoryan
Üye - Melkon Sahakoğlu
Üye - Aret Koryan

***

KINALIADA SURP KRİKOR LUSAVORİÇ KİLİSESİ VE MEZARLIĞI VAKFI YÖNETİM KURULU

24 Mayıs 2007 tarihine yeni seçilen yönetim kurulumuz yaptığı ilk toplantıda görev dağılımını şu şekilde belirlemiştir:

Başkan - Levon T. Şadyan
2.Başkan - Hampo Küçükyan
Sekreter - Vartuhi Mısırlıyan
Veznedar - Aret Çizmeciyan
Üyeler - Aren Batar
Hermine Dervoğormaciyan
Kevork Çenber
Manuk Saraydar
Tamar Nergis

***

Vefatlar:

Bayan Eliz Çadırcıoğlu
Bayan Ağavni Madoyan
Kaynak: Sabah
Yer: Türkiye
Tarih: 8.6.2007

ŞİLİ DE SOYKIRIMI TANIDI

Güney Amerika ülkesi Şili de Ermeni soykırımını tanıyan ülkeler kervanına katılıyor. Güney Amerika'daki Ermeni lobisinin yoğun baskı yaptığı Senato, hükümetten Ermeni soykırımını tanımasını talep eden 5 Haziran tarihli kararnameyi geçirdi ve 1985 yılında Birleşmiş Milletler alt komitesinde görüşülen Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin kararnameye Şili hükümetinin de katılmasını istedi. Şili'deki kararnamenin taslağı Sosyalist Parti üyesi Ricordo Nunies Munios tarafından getirilmişti. Kararname metninde 24 Nisan 1914'te Ermeni liderlerin Türk hükümeti tarafından İstanbul'da tutuklandığı, 1.5 milyon Ermeni'nin de katledildiği iddia edilerek, "Bu 20'nci yüzyılın ilk soykırımıdır" deniliyor. Soykırımı tanıyan ülke sayısı Ermenistan'la beraber 18'e yükselmiş oldu.

SOYKIRIMI TANIYAN ÜLKELER
Uruguay (1965), Kıbrıs Rum Kesimi (1982), Rusya (1995), Kanada (2004), Yunanistan (1996), Lübnan (1997), Belçika (1998), Fransa (2001), İsveç (2000), Vatikan (2000), İtalya (2000), İsviçre (2003), Slovakya (2004), Hollanda (2004), Polonya (2005), Litvanya (2005).

4 Haziran 2007 Pazartesi

Kaynak: nethaber.com
Yer: Türkiye
Tarih: 4.6.2007

Türkiye Ermenileri Patriği II. Mesrob, Agos Gazetesi yayın yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra "Hepimiz Ermeniyiz" sloganlarıyla ortaya çıkan desteğin milliyetçi baskılar nedeniyle azaldığını, cinayetin arkasındakilerin korunduğunu, bu konuyu yakında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile görüşeceğini söyledi.

Alman "Der Spiegel" dergisinin internet sitesinde yayınlanan söyleşide II. Mesrob şunları söyledi: "Sürekli olarak tehdit mektupları alıyoruz. Bu mektuplarda ’nerede oturduğunuzu biliyoruz ve sizi öldüreceğiz, cesetlerinizi taşıyacağız’ deniliyor. Bu nedenle geçen günlerde Ermeni okulları boşaltıldı. Bunun üzerine İstanbul valisine başvurduk. Bize, güvenlik için özel korumalar tutmamazı önerdi. Bu biraz komik bir şey. Çünkü, devletin öncelikli görevi yurttaşlarını korumaktır. Herhalde Türkiye’deki azınlıkları kovmak isteyenlerin sayısı artıyor. Özellikle genç Ermeniler bu yüzden ülkeyi terk etmekte. Çoğu ABD, Fransa ve Almanya’ya gidiyor. Biz seyahat özgürlüğüne karşı bir şey yapmak istemiyoruz ama bu kaçışı da durdurmak istiyoruz. Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra insanlar ellerinde ’Hepimiz Hrant Dink’iz, Hepimiz Ermeniyiz’ yazılı pankartlar taşıyıp destek verdi. Ancak bu dayanışma son dönemlerde milliyetçi çevrelerin sesini yükseltmesi nedeniyle azaldı. Hrant Dink cinayetinin arkasındakiler korunuyor. Yakında Ankara’ya gideceğim. Genelkurmay Başkanı’na bu konuyla ilgili açık bir şey söylemenin zamanı geldi."

Patrik II. Mesrob, Ermeni diasporasının soykırım baskısını nasıl değerlendirdiği şeklindeki bir soruya da şu yanıtı verdi: "Bu taktik bize yardımcı olmaz. Tabii 1915 yılındaki kanlı olaya karşı suskun kalamayız. Ama Ermenilerin de Osmanlı hükümetine karşı silahlarını kaldırıp hata yaptıklarını da görmeliyiz. Osmanlı hükümeti de silahlı Ermenileri cezalandırma yerine Suriye çöllerine sürerek tüm Ermeni halkından intikam aldı. Bu korkunç dönem kesinlikle unutulmamalı ama biz herşeye rağmen ileriye bakmalıyız. Ermeni soykırımını kabul etme talebi şu anda bize yarar sağlamaz. Bu tutumumuz nedeniyle biz diaspora Ermenileri tarafından sık sık saldırıya uğruyoruz. ABD’deki Ulusal Ermeni Komitesi kısa bir süre önce bizi Türklerin işbirlikçisi olarak suçladı. Ama ben doğal olarak Türkiye’deki Ermenilerin yurtdışındakilerden farklı düşündüğünü sanıyorum. Diaspora Ermenileri her şeyin bir seferde gerçekleşmesini istiyor. Ama bu Türkiye gerçeğinden çok uzaktır. Ermeni soykırımının tanınmasında ısrar edilmesi yerine biz Türklerle Ermeniler, Türkiye ile Ermenistan arasında diyaloğun geliştirilmesi için çaba göstermeliyiz.

Patrik, Tayyip Erdoğan hükümetinin kendilerine karşı yakın davrandığını ve bu nedenle de seçimlerde AKP’ye oy vereceklerini söyledi. Patrik, "Dürüst olmak gerekirse, Biz Ermeniler, AKP’yi CHP muhalefetine tercih ediyoruz. AKP azınlıklara karşı daha az milliyetçi bir tutum sergiliyor. Erdoğan hükümeti bizim taleplerimize karşı çok açık" dedi.